| Yazanlarda |
|
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 24-Mart-2009 Saat 15:13 |
|
|
|
Kendimden başka biri
Her cümlede, her mimikte, her davranışta, her bakışta, kabuğun içinde gizli olanla kabuk arasındaki o korkunç çatışmayı izlersiniz.
Kadın sürekli taraf değiştirir gibidir.
Bir an, içindeki gizli canlının hayata çıkmasına yardımcı olmak isterken diğer bir an kabuğunu sağlam tutabilmek için çabalamaktadır.
Sonunda kaçınılmaz olur.
Kabuk parçalanır.
Farklı biçimlerde yalnız olan iki insan birbirlerini severler, bir anda ikisi için de hayatın ışığı değişiverir.
Hepimiz, içimizdeki o sırrını ele vermeyen esrarın peşindeyiz.
Karanlık bir şatonun bekçisi gibi varlığımızın görüntüsünü, başkaları tarafından yapılmış duvarlarını, burçlarını, kulelerini, çatılarını tanıyoruz ama o şatonun kimsenin gitmediği ıssız koridorlarında dolaştığımızda karşılaştıklarımız bize yabancı.
Oralarda gördüklerimizi tanımıyoruz.
Bazen gözalıcı parlak taşlar, bazen utançla kenarından dolaştığımızda kirli çöküntüler çıkıyor karşımıza.
Ne zaman, nerede hangisine rastlayacağımızı hiç bilemiyoruz.
Deniz diplerindeki kayalıklara sokulmuş tuhaf deniz yaratıkları gibi girintili çıkıntılı kalın bir kabukla örtülmüşüz sanki.
Bizi her türlü saldırıdan, aşağılanmadan kurtaracak sadakat, fedakarlık, vefa, bağlılık gibi değerler o kabuğun güvenilir dokusunu oluşturuyor.
Alışkanlıklarımız, korkularımız ve bize öğretilen bilgilerden derlediğimiz düşüncelerimizle kabuğumuzu besleyip onu canlı tutuyoruz.
Neden bir şatonun içine saklandığımızı, neden kalın bir kabukla örtüldüğümüzü bize sorsalar, o kabuğun gerçekliğini sorgulasalar kendimizi de inandırarak vereceğimiz cevaplar hazır.
İnandırırız, çünkü inanıyoruz.
Ama anlatacağımız yalnızca kabuğumuz olur, şatomuzun duvarlarını tarif edebiliriz.
İçinde neler olduğunu, biraz sezsek bile biz de tam bilmiyoruz.
Ne var o kalın kabuğun altında?
Neler gizli?
Hele kabukları çok daha kalın olan kadınlar hayattan ve kendilerinden neler saklıyorlar?
Hayatın ani bir darbesi o kalın kabuğu kırsa, şatonun duvarlarını çökertse, zihnimizin kabuğumuzu besleyen ince zarını yırtıp geçse içinden ne çıkacak?
Kendi kabuğumuzun altından çıkacak olanı biz tanıyacak mıyız?
Biliyor muyuz kim var içimizde?
Bir ömür boyu kendimizi kabuğumuzdan ibaret sanarak yaşayabiliriz.
Şatomuzun burçlarından, gözlerimizi hiç içeri çevirmeden hayatı gözetleyebiliriz.
Ama bir gün beklenmedik bir şey olur.
Basit, sıradan görünüşlü bir şey.
Kapınızın önünde eski bir kamyonet duruverir örneğin.
The Bridges of Madison County isimli harikulade filmi seyredenler hiç unutmamışlardır sanırım.
Amerikanın orta-batısındaki sonsuz mısır ve buğday tarlaları arasında kaybolmuş bir köyde mutlu ve huzurlu bir aile yaşar.
İyi yürekli, sevecen bir baba, büyümekte olan bir oğulla bir kız ve bir yıl önce bir kalp rahatsızlığı geçiren kocasıyla çocuklarının etrafında pervane olan, hayatını onlara adamış bir anne.
Topraklarını işlerler, küçük kasaba dedikoduları yaparlar ve sessiz tarlaların arasından ağır ağır akan zamanın içinde telaşsız, dertsiz bir hayat sürerler...
Bir gün baba, iki çocuğunu da alıp şehirdeki tarım fuarına gider.
Biraz da kimsenin peşinden koşturmadan geçireceği birkaç günü özlemiş olan anne onların bavullarını hazırlar, kocasının ilaçlarını çantaya yerleştirir, haplarını zamanında almasını ve her akşam mutlaka kendisini aramalarını söyleyip yolcu eder.
Onlar gittikten kısa bir süre sonra kapının önünde eski bir kamyonet durur.
Kamyonetten, orta yaşı geçmeye hazırlanan, hayatta umduğu başarıyı yakalayamamış, artık mutsuzluğa bile çok aldırmayan, yalnız, halinde garip bir hüzün olan sakin bir fotoğrafçı iner.
Bir coğrafya dergisi için bölgedeki eski köprülerin resmini çekecektir ama yolunu kaybetmiştir.
Kadın, hafifçe saçlarını düzeltip ona yolu tarif eder.
Fotoğrafçının tarifi pek iyi anlamadığını görünce yolu göstermeyi teklif eder.
İşi yoktur.
Zamanı boldur.
Birlikte köprüye giderler sonra dönüp kadının evinde birer bira içerler.
Adam kadının kabuğunu kırmaya çalışan hiçbir şey yapmaz.
Ama kadının tedirginliğinden, huzursuz hallerinden, telaşından fedakar eş, şefkatli anne kabuğunun çatlamaya başladığını sezersiniz.
Dışardan kuvvetli bir darbe gelmemiştir.
Kabuğun altındaki gizli canlı dışarı çıkmak için kabuğu zorlamaya başlamıştır, kendilerini hiç hissettirmeden biriken arzular birden büyüyüvermiştir.
Konuşurlarken ortak bir özelliklerini de keşfederler, kadın İtalyan kökenlidir, Dünya Savaşı sırasında asker olan kocasıyla İtalyada tanışmış ve evlenip Amerikaya gelmiştir.
Adam da askerliği sırasında İtalyada kadının yaşadığı kasabada bulunmuştur.
Kasabadan, kasabanın sokaklarından, istasyona bakan çan kulesinden konuşurlar.
Her cümlede, her mimikte, her davranışta, her bakışta, kabuğun içinde gizli olanla kabuk arasındaki o korkunç çatışmayı izlersiniz.
Kadın sürekli taraf değiştirir gibidir.
Bir an, içindeki gizli canlının hayata çıkmasına yardımcı olmak isterken diğer bir an kabuğunu sağlam tutabilmek için çabalamaktadır.
Sonunda kaçınılmaz olur.
Kabuk parçalanır.
Farklı biçimlerde yalnız olan iki insan birbirlerini severler, bir anda ikisi için de hayatın ışığı değişiverir.
Sıradan, sakin, hafifçe tozlanmış alışkanlıklar dünyasından, duyguların insanı altüst eden, alışkanlıklara başkaldıran, isyankar, sevinçlerle, neşelerle, acılarla dolu tutkulu alemine geçerler.
Canlanırlar.
Hayatın içinde kesilmiş bir ağaç gibi hareketsiz yatarken birden dirildiklerini görürsünüz.
Üç gün yaşarlar böyle.
O günlerde, kasabanın yasak bir aşk yaşadığı için aforoz ettiği bir genç kıza kadının nasıl anlayışlı ve dostça davrandığını fark edersiniz.
Bütün ölçüler değişmiştir.
Hayatlarının belki de en unutulmaz, en güzel üç günüdür bu.
Kabukların parçalandığı üç gün.
Daha sonra kadın o günlerde yaşadıklarını anlatırken şu unutulmaz cümleyi söyler:
- Kendimden başka biri gibi davranıyordum. En gerçek bendim...
Kendisinden başka biri ve en gerçek o....
Ne kadar çelişkili bir cümle ve ne kadar doğru.
Kendisi sandığı, kendisiyle özdeşleştirdiği kabuğundan çok farklı davranıyordu, kabuğun bütün yasaklarından kopmuştu, yıllardır davrandığı gibi davranmıyordu, evet, başka biriydi ve kabuğun içinde saklı olan o gizli canlının duygularını, arzularını yaşarken de, evet, en gerçek kendisiydi.. .
Ortaya çıkan kendisinin içiydi.
En derini, belki en özü.
O üç günü yaşayana kadar içinde o üç günü yaşayacak biri olduğunu büyük bir ihtimalle bilmiyordu, birisi ona böyle bir duygu yaşayabileceğini söylese inanmazdı, bir başkasının yaşadığını görse herhalde yadırgardı.
Şatosunu, kulelerini, kabuğunu tanıyordu, onları kendisi sanıyordu.
Onun içinde ne olduğunu bilmiyordu.
Yıllarca o gizli canlı kendisini hiç sezdirmeden yaşamıştı içinde.
Ve, birden kabuğu parçalayıp çıkmıştı.
Başka biri olmuştu, en gerçek kendisi.
Çok kısa ama çok yoğun yaşanan o üç günde birçok insanın belki de hayatları boyunca yaşamadığı bir duyguyu hissetmişlerdi.
Adam, kadına kendisiyle birlikte gelmesini teklif etmişti.
Son sahne gerçekten iç burkucudur.
O unutulmuş kasabaya şakırtılı bir yağmur yağmaktadır, adam kamyonetinin içinde oturur, kadın fuardan dönen kocasıyla çocuklarını kasabaya getirir.
Adam, kadının o kamyonetten inip gelerek kendi kamyonetine binmesini camları buğulanmış arabasında bekler.
Kadının bir an duraksadığını sonra kocasıyla çocuklarının içinde beklediği arabasına binip evlerine giden yola saptığını görür.
Kabuk yeniden toparlanmış, o gizli canlıyı yeniden içine alıp hapsetmiştir.
Niye kadın hayatının en büyük aşkıyla gitmedi, neden ömrünün kalan kısmını sessiz tarlaların arasında bir daha hiç görmeyeceği bir erkeği her an özleyerek geçirmeyi kabul etti?
Bunun birçok cevabı var herhalde.
Çocuklarına olan sevgisi, kocasına duyduğu şefkat, kendisine iyi davranmış bir erkeği üzmemek isteği, alışkanlıklarından kopamamak, yeni bir hayattan korkmak, kabuğun dışındaki bir hayatı kabuklarından koparak yaşamaya gücünün yetmeyeceği endişesi...
Hangisi olduğunu bilemeyiz.
Bilebildiğimiz tek şey, kadının ölürken son düşündüğünün o üç gün ve tutkuyla sevdiği o erkek olduğu.
Şatosundan ve kabuğundan çıkan kadının yaşadığı üç gün, şatonun içinde yaşanmış bir ömürden daha derin bir iz bırakmış, birbirine benzer binlerce solgun gün o üç günün parlak ışığında silinmişti. Ahmet ALTAN 13/Kasım/2005
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 24-Mart-2009 Saat 15:34 |
|
|
|
Sevgili aycell, çok teşekkürler bu alıntı için .
Neden yazarlar,şairler ve sanatçılar topluma yol gösterir sorusuna en etkili cevabı Ahmet Altan bu yazısıyla göstermiş .
Bir kadın ve onu sarmalayan kabuk ancak bu kadar güzel ve etkili anlatılabilirdi.
"Bir Kadın Olmak" bu kadar keskin ve isabetli, bir erkek değil bir yazar ve sanatçı kimliği tarafından ifade edilebilirdi .
Ve "Bir Kadın Olmak" nın inceliklerini anlatan bir yazıyı bulup ekleyende gene duyarlı bir hemcinsimiz olabilirdi.
Sağol sevgili aycell ! Zevkle ve ibretle okudum  ..
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 25-Mart-2009 Saat 10:50 |
|
|
|
adilenur Yazdı:
|
Ve "Bir Kadın Olmak" nın inceliklerini anlatan bir yazıyı bulup ekleyende gene duyarlı bir hemcinsimiz olabilirdi.
çok teşekkürler sevgili adilenur, bu duyarlılığa alkış tutuğunuz için sevgi ve saygılar sunarım  |
|
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
SEA BREEZE jüpiter


Kayıt Tarihi: 10-Aralık-2008 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 115
|
| Gönderen: 26-Mart-2009 Saat 00:26 |
|
|
|
Kadın olmak her hymennini kaybedene nasip
olan birsey değidir. Kadın olmak herseyden önce olgun olmayı, güçlü olmayı ve
en önemlisi kendine saygın olmayı gerektiren durumdur. bedelleri büyüktür. size
bahsedilen ruhani yapının yanı sıra bunu tam tersi olan hayat sartlarıyla
savasmak zorundasınızdır. kendin olmaya kalkısırsın marjinal özentisi diye
denilmedik bırakılmaz, ortama uymaya kalkısırsın sıradanlıgın küçümsenir. acık
giyinirsin kasar derler. Yani en iyi
ihtimalle bulundugun ortamın tabularının sana ızın verdıgı ölcude kendın
olacaksın. Bu sebeptendir ki kadın olabilmek sabırlı ve yürekli olabilmek
demektir...........
SEVGİYLE
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 26-Mart-2009 Saat 14:36 |
|
|
|
Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir. (Çin atasözü)
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 07-Nisan-2009 Saat 09:20 |
|
|
|
Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş: 'Nasıl bir erkek arıyorsun?' Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine bakarak sormus: 'Gerçekten bilmek istiyor musun?' Adam biraz isteksiz, 'Evet' demiş. Ve kadın baslamış anlatmağa… 'Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak, bir erkeğe onun benim için benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabileceğini soracak konumdayım. Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum; bir erkeğin yada bir başka kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca, 'Sen masaya ne koyuyorsun?' sorusunu sorma konumundayım.
Adam kadına bakmış. Paradan söz ettigini düşünüyormuş. Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: 'Sözünü ettiğim, para değil. Ondan öte bir şey istiyorum. Hayatın her alanında mükemmeliyeti arayan bir erkeğe ihtiyacım var.' Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz daha açıklama istemiş. Kadın başlamış anlatmağa:
'Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum.
Basit bir adama ihtiyacım yok.
Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum, çünkü dengesiz bir birleşmeye ihtiyacım yok. Inananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar.
Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı, ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum.
Saygı duyabileceğim birini arıyorum. Ona boyun eğmem için onu saymam gerekir.
Ben ona ne kadar dürüst ve açıksam, onunda bana dürüst ve açık olması gerekir.
Kendi işini , hayatını yürütemeyen adama boyun eğemem. Boyun eğme konusunda sorunum yok… yeter ki buna değer biri olsun.
Tanrı kadını erkeğe eş ve yardımcı olarak yaratmış. Kendine yardım edemeyen adama ben yardım edemem.' Kadın aklından geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmış. Adam yüzünde şaşkın bir ifadeyle oturakalmışmış: 'Çok fazla istiyorsun.' demiş.
'Değerim çok fazla.' diye yanıtlamış kadın. Değeri çok fazla olan bütün kadınlara…
|
| Yukarı Dön |
|
| |
SEA BREEZE jüpiter


Kayıt Tarihi: 10-Aralık-2008 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 115
|
| Gönderen: 07-Nisan-2009 Saat 10:38 |
|
|
|
İŞTE BU HARİKA MÜKEMMEL BİR DÜŞÜNCE    
|
| Yukarı Dön |
|
| |
ashtar Yönetici


Kayıt Tarihi: 22-Şubat-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 600
|
| Gönderen: 07-Nisan-2009 Saat 10:44 |
|
|
|
kadında güzellik erkekte er-os diye bir tv.reklamı vardı bir zamanlar....epeydir yayınlanmıyor nedeseee....
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 07-Nisan-2009 Saat 12:15 |
|
|
|
Sevgili aycell, gene damardan girmiş.
Kendi işini , hayatını yürütemeyen adama boyun eğemem. Boyun eğme konusunda sorunum yok… yeter ki buna değer biri olsun.
Valla sevgili aycell, bana öyle geldiki;
"Sen ne boyun eğen ne de boyun eğilmesini isteyen kadınlardansın. Sen kendi değerini bilenlerden olduğun için kendine yeten kadınlardansın. Böyle olunca da başkalarındaki değerleri de görenlerdensin"
Onun için benden sana gönül dolusu bir alkış aycellcim  .
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 07-Nisan-2009 Saat 15:06 |
|
|
|
Çok doğru ve de çok haklı bir tahmin sevgili adilenur,SİZİN DE BÖYLE DÜŞÜNDÜĞÜNÜZÜ GÖNÜL DOLUSU ALKIŞINIZDAN TAHMİN EDEBİLDİM.ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM 
Aynı zamanda çok değer verdiğim kadınların da kendi değerlerinin farkına varmalarını istiyorum.''OLSUN VARSIN ÇOK İSTİYOR OLALIM..''karşılığında'' BAŞIMIZ DİK , DEĞERİM ÇOK FAZLA DİYEBİLELİM ''
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 13-Nisan-2009 Saat 18:13 |
|
|
|
Sokakta dolaşırken yanıma pasaklı, pejmürde görünüşlü, muhtemelen evsiz bir bayan yaklaştı ve aksam yemeği için bir kaç dolar vermemi istedi. Cüzdanımdan 10 dolar çıkardım ve sordum: 'Eğer bu parayı sana verirsem, bununla aksam yemeği yerine şarap almaz mısın? 'Hayır, yıllar önce içkiyi bıraktım' diye cevap verdi evsiz bayan. 'Bu parayla yiyecek almak yerine alış verişe gitmez misin?' diye sordum. 'Hayır, alış veriş için boş zamanım yok' diye cevap verdi evsiz bayan. 'Bütün zamanımı hayatta kalmak için harcamalıyım.' 'Bu parayı yiyecek almak yerine güzellik salonunda da mi harcamazsın' diye sordum. 'Deli misin' dedi bayan; '20 yıldır saçlarımı yaptırmıyorum. ' 'Pekâlâ' dedim. 'Sana bu parayı vermeyeceğim. Onun yerine seni, kocam ve benimle beraber aksam yemeğine restorana götüreceğim.' Evsiz bayan çok şaşırdı. 'Bunu yaptığın için kocan sana kızmayacak mı? Çok kirliyim ve muhtemelen iğrenç kokuyorum.' Dedim ki: 'Sorun değil. Önemli olan kocamın alışverişten, kuaförden vazgeçen kadınların neye benzeyeceğini görmesidir..'
|
|
 |
(Bir güzellik salonunun reklam panosundan alıntı )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 17-Nisan-2009 Saat 12:54 |
|
|
|
............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!
....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!
kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!
öyle olsaydı ezilirdi......!!! üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!!
AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......
Eşit olsun diye......
kolun biraz altında...
Korunsun diye...!!!
KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!
Can DÜNDAR
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 06-Mayıs-2009 Saat 09:02 |
|
|
|
Bir Kadın Nasıl Gider?
Bir kadın ne zaman gider? Hiç düşündünüz mü, bir kadının gidişi neden bir erkeğin gidişi kadar gürültülü olmaz? Kavgasız, sessiz ve anlamsızca gider kadın. Bir Kadın Nasıl Gider?
İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar saatini sesini bekler tan vaktinde.
Akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır.
Kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır.
Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
Firarı düşler önce ancak zor karar verir ama kararını verdiyse ve bir kadın yola çıkmayı göze aldıysa asla ardına bakmaz..
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 06-Mayıs-2009 Saat 22:08 |
|
|
|
Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında Fakat çok dinç ve genç görünümlü bir çift varmış..
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. "bu gençliğin sırrı nedir" diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya… Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. "Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş. Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş. "Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz ar asında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da : " Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş. "Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş. Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış . Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. "Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış.. "Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!" Dedecik gülmüş. "Efendiler" demiş "O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu geti riyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi.İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum." "Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız." Demiş. SENİN NE ANLATTIĞIN DEĞİL, İNSANLARIN NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR. SENİ ANLAYAN BİRİNE ANLAT. ANLAŞILMIYORSAN SUS Kİ, ANLATTIĞINI ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!!!! Hayatınız seçtiğiniz kadındır…. Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ, bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ, zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir. Hayat kat kattır. Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 06-Mayıs-2009 Saat 23:07 |
|
|
|
Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ, bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ, zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Bu akşamki mesaj bombardımanından sonra bu güzel kıssa çok iyi geldi teşekkürler bnn... 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 06-Mayıs-2009 Saat 23:20 |
|
|
|
    recaaaa canımmm....
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 19-Mayıs-2009 Saat 02:08 |
|
|
|
TÜRKAN SAYLAN gibi olan tüm kadınlara ve onların yanında durabilen tüm erkeklere .... ÇAĞDAŞ YAŞAMIN PUSULASI OLAN TÜRKAN SAYLAN BELGESELİ.... http://apps.facebook.com/daily_motion/video/x27sv_turkan-saylan-belgeseli_shortfilms
Kendisi gitti...Umarım geride kalanlar yaptıklarının en azından bir kısmını yapabilir...Saygılar....
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 19-Mayıs-2009 Saat 02:22 |
|
|
|
Evet, sevgili phbnn..
Umarım Türkan Saylan gibi öncü kadınlar çoğalır ülkemizde. Yalnız öncü değil onun kadar cesuruna da rastlamak çok kolay değildir Türkiye de hatta dünyada..Hele hele bir kadınsanız..
Rahmetle , saygıyla ve minnetle anıyoruz;
Işıklar içinde yatsın, mekanı cennet olsun
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 19-Mayıs-2009 Saat 02:55 |
|
|
|
Çağdaş yaşama ve çağdaş düşüncelere sahip insanların başı sağolsun... Hemcinsim olarak, gençliğinden bu güne dek kişiliğine ve fikirlerine hayran olduğum bir insandı bir profesördü Işığı bol OLsun... 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 22-Mayıs-2009 Saat 21:03 |
|
|
|
Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine
gelecek olan oğlu ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış, yemek yapıyordu.... Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi... Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar...
Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı...
Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı, köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti... Oğlu, yeni gelini ve aile dostu, kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek iştahlı göründükleri söylenemezdi...
Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler. Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi düşünüyordu. Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına: "Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum"...
Bana söyler misin, bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü? Bence ya hastasın ya da bir BİLDİĞİN var." dedi.
Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:
"Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım. Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak."
Kadın olmak anlaşılan iyi bir kayınvalide olmak anlamına da geliyor
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aycell güneş

Editör
Kayıt Tarihi: 07-Mart-2007 Gönderilenler: 165
|
| Gönderen: 22-Mayıs-2009 Saat 23:19 |
|
|
|
  çok güzel adilenur....
kayınvalide de bir kadın nihayetinde.....
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 23-Mayıs-2009 Saat 01:30 |
|
|
|
Bende dahil birçok gelinin yarasına parmak basılmış bu hikayede, böyle anlayışlı kayınvalide dostlar başına...
Sağol Adilenur
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 05-Temmuz-2009 Saat 12:50 |
|
|
|
Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş. “Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız???” Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise şöyle olmuş: İsveçli : Neyimi beğenmediğini sorarım. Rus : Evi terk ederim. Fransız : Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim. İtalyan : Kadını vururum. İspanyol: Kocamı vururum. Yunanlı : Her ikisini de vururum. Türk : Benim kocam yapmaz!
Olur ya ! Böyle düşünen hanımlar vardır diye alıntılayayım dedim .
|
| Yukarı Dön |
|
| |
religionsmaster güneş


Kayıt Tarihi: 01-Mayıs-2008 Ülke: Trinidad ve Tobago Gönderilenler: 133
|
| Gönderen: 11-Temmuz-2009 Saat 00:51 |
|
|
|
RUHLARIN CİNSİYETİ VARMIDIR YADA BİLİNCİN CİNSİYETİ VARMIDIR. TEKAMÜL MÜESSESESİNDE ÖNCE KADINMI OLUNUYOR YOKSA ERKEKMİ ÖYLE GELİŞTİK BÖYLE OLGUNLAŞTIK DALDAN DÜŞTÜK DİYOZ DA HADİ BUYRUN BURDAN YAKIN .... NASIL AMA HAUAHUAHAUHAUAH          
__________________ BİZ BİLENLERİ İNANANLARA YOL GÖSTERİCİ KILDIK.YOLU YOL YAPAN NE SONUDUR NEDE YOLU YAPAN. YOLU YOL YAPAN YOLUN YOLCUSUDUR. (M.I.B.)MB.
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 11-Temmuz-2009 Saat 01:42 |
|
|
|
 Vallaa cehennem ehlinin çoğunu kadınlar oluşturuyormuşş, öyle diyorlar... (neden orada bile eşitlik yoksa..) cehennem e giden ruhlar kimler ozaman? Tabii cehennem varmı ? ceset mi? ruh mu? Buda ayrı bir muamma... 
Ama ciddi anlamdaki fikrimce; ruhun cinsiyeti yoktur.. Ruh bedenlendikten sonra cinsiyet alır.. 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
religionsmaster güneş


Kayıt Tarihi: 01-Mayıs-2008 Ülke: Trinidad ve Tobago Gönderilenler: 133
|
| Gönderen: 11-Temmuz-2009 Saat 14:38 |
|
|
|
CEHENNEM DAHA EĞLENCELİ BİR YER DİYORLAR ZATEN DÜNYAYI GÜZEL KILAN KİM VARSA ORADA OLDUĞUNA GÖRE TERCİHİM CEHENNEM HAUAHAUAHAUHAUAHUAHAUAHUAHAUAHAUHAUHAUA CENNET VEYA CEHENNEM SADECE İNSAN FİKRİNDE VAR TAKİ ADEM VE HAVVANIN KENDİ KENDİLERİNE ÜREYEBİLMELERİNİN SAĞLANMASI İÇİN YAPILMIŞ DENEY ALANINDAN DENEY BASARIYA ULAŞINCA CIKARTILIP DOĞAL DÜNYA ORTAMINA BIRAKILMASIYLA GELİŞEN BİR DÜŞÜNCE BU BU KONUDA ASLINDA YERİDE YOK ERKEK VE KADININ DÜŞÜNCE YAPISININ FARKLILIĞI SANIYORUM DÜNYA ŞARTLARININ ZORLAMASIYLA OLUŞA GELMİŞ VE GENETİK OLARAKDA KUŞAKLARA AKTARILMIŞ
__________________ BİZ BİLENLERİ İNANANLARA YOL GÖSTERİCİ KILDIK.YOLU YOL YAPAN NE SONUDUR NEDE YOLU YAPAN. YOLU YOL YAPAN YOLUN YOLCUSUDUR. (M.I.B.)MB.
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 11-Temmuz-2009 Saat 14:57 |
|
|
|
Zaten içinde yaşadığımız gezegen cennet, yapılan soykırım, doğa katliamları sayesinde, aynı zamanda cehennem...... Yani cennetde cehennemde, üzerinde yaşadığımız, zavallı gezegenimizdir.. 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 12-Temmuz-2009 Saat 10:23 |
|
|
|
Ruhun tabii cinsiyeti olur arkadaşlar neden olmasın. Cinsiyet dediğiniz şeye maddi ve fiziksel organlar ve istekler olarak bakmazsanız anlayacaksınız... Düşüncede tercihtir bir bakıma bu da... Yoksa erkeklik sıfatıyla dolaşan kadınları, yada tam tersini nasıl izah edebiliriz... Bu tamamen ruhen ve düşünce sistemiyle oluşur. Uzunca bir süre bende öyle düşünmüştüm. Sonra Kur'andaki sureyi yanlış ele aldığımı fark ettim. gene sadece iki boyutla bakmıştım. Halbuki üç hatta dört boyutla bakmak lazım her olaya, olguya.... Ruh bir tercih yapabilir. Ruh aslında pekçok şeyi yapabilir....
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
aşksal güneş


Kayıt Tarihi: 05-Ocak-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 220
|
| Gönderen: 12-Temmuz-2009 Saat 12:56 |
|
|
|
religionsmaster Yazdı:
CEHENNEM DAHA EĞLENCELİ BİR YER DİYORLAR ZATEN DÜNYAYI GÜZEL KILAN KİM VARSA ORADA OLDUĞUNA GÖRE TERCİHİM CEHENNEM HAUAHAUAHAUHAUAHUAHAUAHUAHAUAHAUHAUHAUA CENNET VEYA CEHENNEM SADECE İNSAN FİKRİNDE VAR TAKİ ADEM VE HAVVANIN KENDİ KENDİLERİNE ÜREYEBİLMELERİNİN SAĞLANMASI İÇİN YAPILMIŞ DENEY ALANINDAN DENEY BASARIYA ULAŞINCA CIKARTILIP DOĞAL DÜNYA ORTAMINA BIRAKILMASIYLA GELİŞEN BİR DÜŞÜNCE BU BU KONUDA ASLINDA YERİDE YOK ERKEK VE KADININ DÜŞÜNCE YAPISININ FARKLILIĞI SANIYORUM DÜNYA ŞARTLARININ ZORLAMASIYLA OLUŞA GELMİŞ VE GENETİK OLARAKDA KUŞAKLARA AKTARILMIŞ
|
|
|
Vay canına, ağzımız açık kaldı. Amma da sanıyormuşsunuz. Resmen kainatın sırrını bir paragrafta özet geçmişsiniz, sizi tebrik ederiz.
__________________ "Ey rabbim. Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimde bulunan düğümü çöz de, anlasınlar beni"(Taha:25-28)
|
| Yukarı Dön |
|
| |
religionsmaster güneş


Kayıt Tarihi: 01-Mayıs-2008 Ülke: Trinidad ve Tobago Gönderilenler: 133
|
| Gönderen: 12-Temmuz-2009 Saat 17:56 |
|
|
|
[/QUOTE] Vay canına, ağzımız açık kaldı. Amma da sanıyormuşsunuz. Resmen kainatın sırrını bir paragrafta özet geçmişsiniz, sizi tebrik ederiz [/QUOTE]
Fikrinizi vicdanınızı bilincinizi özgür kılar ilkel korkulardan sıyrılırsanız sır sandığınız şey burnunuzun ucundadadır aslındada göremezsiniz sanmaya devam edersiniz bu gerçekleşene kadar          bir paragraflık bir anlatım değil tüm yazdıklarım bunu anlatırda çok boyutlu düşenebilen anlar bunu.
__________________ BİZ BİLENLERİ İNANANLARA YOL GÖSTERİCİ KILDIK.YOLU YOL YAPAN NE SONUDUR NEDE YOLU YAPAN. YOLU YOL YAPAN YOLUN YOLCUSUDUR. (M.I.B.)MB.
|
| Yukarı Dön |
|
| |
religionsmaster güneş


Kayıt Tarihi: 01-Mayıs-2008 Ülke: Trinidad ve Tobago Gönderilenler: 133
|
| Gönderen: 12-Temmuz-2009 Saat 18:01 |
|
|
|
Sayın aşksal siz kaç kişisiniz ( tebrik ederiz gibi bir çoğul kullanmışsınız merak ettim) VE ÜSLÜBUN NİYE SALDIRIR GİBİ NE RAHATSIZ ETTİ SENİ.
__________________ BİZ BİLENLERİ İNANANLARA YOL GÖSTERİCİ KILDIK.YOLU YOL YAPAN NE SONUDUR NEDE YOLU YAPAN. YOLU YOL YAPAN YOLUN YOLCUSUDUR. (M.I.B.)MB.
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 12-Temmuz-2009 Saat 19:11 |
|
|
|
religionsmaster Yazdı:
|
Sayın aşksal siz kaç kişisiniz ( tebrik ederiz gibi bir çoğul kullanmışsınız merak ettim) VE ÜSLÜBUN NİYE SALDIRIR GİBİ NE RAHATSIZ ETTİ SENİ.
|
|
|
       HAY ALLAH BİLSEN DE YAZSAN BU KADAR OLUR !.. Bende hep O'na böyle diyorum. Gene, yine, yeniden gelmiş saygıdeğer arkadaşımız... Neyse nasılsa bana cevap yazmıyor; bana küs o... Sana yazar belki ama bilmez ki sana yazılan bana yazılmıştır....   
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
gumanji Yönetici

Kıdemlı
Kayıt Tarihi: 06-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 472
|
| Gönderen: 19-Temmuz-2009 Saat 17:35 |
|
|
|
Perşembe Sohbetimize damgasını vuran sözcüklerdi Salah Özakın Bey’inkiler: “Bu dünyayı kadınlar kurtaracak…”
Bir aydın erkek olarak “Acaba hemcinslerine karşı güvenini mi yitirdi?” diye kısa bir sorgulama geçti aklımdan. Sonra masanın çevresindeki beyleri gözlemledim. Hiç kimse tepki göstermedi.
Kadınlığın yaşamdaki tüm ağırlıklarını taşımış, deneyimli bir kadın olarak ‘gardımı’ alarak hemen şöyle düşündüm:
* “Gene zor işleri bize mi bırakıyorlar?” * “Yoksa doğurganlık ve algılama yeteneklerimizin farkında olduklarından, bize çok mu güveniyorlar?” * Bir üçüncü şık olarak, “Artık sadece insan olarak var olmayı kabullendiğimizden, içimizde kadın olarak yüzyıllardır birikmiş, adaletli ve koruyucu içgüdülerimizle dünyayı var etme hırsımızı mı gördüler?”
Her ne olursa olsun hepimiz tarafından kabul gören bir cümleydi… Elbette içimizdeki şeytan kadın-erkek dinlemiyor ama genlerimizde var olan organize etme, büyütme, koruma ve sorumluluk duygularımız artık verimli alanlarda büyük işler başarıyor… Bu da bilinen bir gerçek olarak karşımızda. Dünyada lider kadınlar artıyor. Hatta suikastla yok edilen kadın liderler bile oldu.
Kadının varlığında tatmin etme duygusu vardır. Yani doyurma içgüdüsü; sevgiyle, yemekle, aşkla, verici olmanın mücadelesini verir kadınlar. Aile içinde objektif bakarak bireylerin duygularını tartar, dişil olmanın avantajıyla. Kararını verir ve yönetmeye başlar. Hiç farkında olmadan bir şeylerin yolunda gittiğini anlamadan yaşarsınız. Ta ki sevgili yok olana kadar…
O yorgun savaşçı, emeğinin karşılığını görmediğinde döner arkasını gider, eğer farkındaysa… Yoksa şu meşhur “kadın dırdırı” söz konusu olur, söylediği her şey batar kişilere, aslında o sadece “Beni dinleyin” diyordur. Anlamazsınız.
Evin ve yaşamın içindeki kadınlar bunları yaşamaktan yoruldular artık, hiç abartmıyorum. İtiraf edilmesi veya adının konulması biraz zor bir süreç te olsa, yalnız kadınlar ülkesi olmaya hızla gidiyoruz. Paylaşımsızlıklar ve bencillikler yoruyor dünyamızı.
Yaşamın içinde genç kız çığlıklarını duyuyoruz. Şarkı sözlerinde, edebiyatta ve yaşam tarzlarımızda gösteriyoruz birbirimizden haberimiz olmadan. Sessizliğimiz artıyor kimi zamanlarda. Bu, acizlikten öte, lüzumsuz kavgaların yorgun savaşçıları olmamak içindir aslında. Biz kadınlar somut olayların arkasında duran ve gerçekten var olmanın peşinde direnerek mücadelelerimizi gerçekleştiriyoruz.
Karar verdiğimiz anda gücümüzü, ölüm pahasına hiç ödün vermeden mücadelenin tam orta yerinde doğru tavırlarla eğitimimizi, kültürümüzü, edebiyatımızı ve sevgimizi arttırarak gösteriyoruz.
Bizler, şartlar ne olursa olsun, gerektiğinde ailelerimizi terk edecek gücü benliklerimizde bulabiliyoruz. Çünkü ayakta durabilmek, genlerimizin bize verdiği o güçten geliyor.
Hayatı kavratan kadındır aslında; erkeklerin anası, karısı, bacısı, kızıdır ona yol açan... Erkek olmanın nankörce baskısı, bencilce algılanması ve yasaklarla sarmalanması da erkekliğin korkusudur yüzyıllardır bilinçaltlarında.
Ne onlarsız (kadınsız) kalınır ne de elden gitmesine izin verilir. Okumasın çorabımı yıkasın, donumu ütülesin, aşımı pişirsin sadece benim olsun tutkusu, antidemokratik bir yapı değil de nedir?
Oysa kadın sadıktır özünde. Sevmeden kaçmaz. Sevilmediği yerde durmaz. Varsa bir isyan, erkeğindendir.
Dünyayı kadınlar kurtaracaksa işte bu öz geçmiş (ki bu benim sözcüklerime sığmayacak kadar uzun bir süreçtir) onu iteleyen bir sorumluluk duygusuna itmiştir.
Kimimiz politikada, kimimiz sivil toplum örgütlerinde, kimimiz edebiyatta kimimiz evde, doğru işler yaparak bu kirlenmiş nesli temizleyeceğiz. Bütün çıplaklığıyla hayatı göz önüne sereceğiz. Bacaklarımız veya göğüslerimiz gibi cinsel metalara sahip olmamızla değil, ruh çıplaklığımız özgüvenimiz ve sevgimizle yeni bir dünya yaratıp mutluluğu getireceğiz.
Evde hayatı paylaşan erkek çocuklar yetiştireceğiz. Yaşamda el ele eşlerimizle, sevgilimizle var olacağız. Acılarımızın bencilliklerle yaşanmasına izin vermeyeceğiz, paylaşacağız muhataplarıyla.
En çok da son zamanlarda kızlarını çok seven babalara saygı duyuyorum. O babalar ki kızlarına erkekleri öğretiyorlar. Eşlerinde bulamadıkları erdemleri onlarla analiz edip kendilerini yargılıyorlar. Hayatın öbür yüzünü gösteriyorlar. Onlara balık tutmayı öğretmeyi, yemeği öğretmeye yeğleyerekten.
Bir de anneler görüyorum oğullarıyla dost olan, kız arkadaşlarınla dost olan, kadınları onlara öğreten, incelikleri ve yaşamı taşımalarına destek olmayı kolaylaştıran paylaşmayı öğreten. Bu kaynanalık olgusunun son demlerinde, ülkemizin geleceğinde bir umuttur. Erkeklerin elbirliğinde. Kavganın bittiği, paylaşımın ve saygının geldiği mutlu bir gelecek için. Evlerde bitecek kavgaların dünyaya yansımasındaki en büyük umuttur. Adı sevgi ve paylaşım olan.
Bu perşembe çok güzel bir söz geldi Salah Bey’den: “Dünyayı kadınlar kurtaracak.”
Masanın etrafındaki kadınlar gülümsediler. Eteklerindeki taşları döküp irdelediler. Birbirlerimize ait zıt fikirleri konuştuk. Beylerle paylaştık. Aşk dedik, ana dedik, ülke dedik, Sivas dedik, savaş dedik, ilkellik dedik, çiçek dedik, doğa dedik, edebiyat dedik, Kemal Özer dedik, yemek dedik,hayat dedik.. Biz olmayı, insanlığı betimledik.
Hiç birimiz Masum değildik.
Hoş kalın.
NEVİN KALAFATOĞLU
http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=108077699005 3&mbox_pos=0#/group.php?gid=95472990500
__________________ Bir tebessüm et
İnan !
Enerjin ulaşır bana
|
| Yukarı Dön |
|
| |
azade Yönetici

Forum Müdavimi
Kayıt Tarihi: 17-Eylül-2008 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 673
|
| Gönderen: 19-Temmuz-2009 Saat 21:49 |
|
|
|
Kadının varlığında tatmin etme duygusu vardır. Yani doyurma içgüdüsü;
sevgiyle, yemekle, aşkla, verici olmanın mücadelesini verir kadınlar.
Aile içinde objektif bakarak bireylerin duygularını tartar, dişil
olmanın avantajıyla. Kararını verir ve yönetmeye başlar. Hiç farkında
olmadan bir şeylerin yolunda gittiğini anlamadan yaşarsınız. Ta ki
sevgili yok olana kadar
Bu önemli konuyu bizlere aktardığın için çok teşekkürler sevgili gumanji...  Kendi aramızda sürekli konuşup, eşlerimizle herzaman tartıştığımız güncel ve çok önemli bir konu, ve tam yerine denk geldi... 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
PURPLEROSE Yönetici

Forum Admin
Kayıt Tarihi: 17-Ekim-2007 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 54
|
| Gönderen: 22-Temmuz-2009 Saat 13:10 |
|
|
|
Sevgili Erman muhteşem bir kendine has samimi üslubuyla tam damardan girmiş; ben çok beğendim....Kendisinden izin isteyip sitesinden yazısını aldım.Diğer yazılarına bakmak isterseniz diye de yazının orijinal linki ve sitesini yazıyorum....
http://www.kurtulus-yolu.com
http://www.kurtulus-yolu.com/forum/showthread.php?t=851
Administrator
Üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: izmir / turkey
Mesajlar: 526
Östrojen Alsam Anlar mıyım?...
Östrojen Alsam Anlar mıyım?...
Yaş 15, gencim, yakışıklıyım, spor yapıyorum, taş gibiyim... Kankamın
kuzenini beğeniyorum o zamanlar. Sonunda buluşmaya ikna ediyorum ve
“Buluşacağız” diyorum babama. Bas bas bağırıyor bana; sen kızla
buluşacak yaşta mısın? Eşşek herif !... Ders çalış... Günün travması,
elimde hediyem mumla beklerken vapur iskelesinde, 45 dakika sonra
ekildiğimi anladığımda daha da gelişiyor. Gelmeyecektin de neden
randevu verdin değil mi ama?
Büyüdüm, büyüdüm ben, artık 18 oldum. Sharon Stone ikizi çıtır
sevgilim, masmavi gözler sarı saçlarıyla bana bakıyor. Aman sabahlar
olmasın. Ne güzel bir aşk bu. Güzel değil aslında sonsuz bir aşk
benimkisi. Tapmak bu olsa gerek koklamaya doyamadım ben seni. Senin
için ölebilirim. Biliyorum çok kez söyledim, ama ölebilirim. Galiba bu
noktada bozmuşum kendimi.
Ben böyle hormon uyumu görmedim. Vay beaaa!... Sonra? Aldatıldım,
üstüne bir de terk edildim. Doktor ne olur beni iyileştir. Atacağım
kendimi bir yerlerden. Neden yaptı ki böyle bir şey? Her şeyi verdimdi
ona ben. Hani oda beni seviyordu. Öyle demişti bana kaç kere. Nasıl
oldu anlamadım. Sen biliyor musun? Yaşın büyük, tecrübelisin sen. Anlat
bana doktor, öğreneyim hemen.
Şimdi artık 19 oldum. Altımda spor arabam İstanbul’a yerleşiyorum,
üniversite okuyacağım. Varınca oraya öğrendim ki şahsiyetmiş burada
araba, karakter de param. Evden para dalgalı geliyor baba; biraz çok,
biraz az... Ya baba! Yapma böyle, istikrarsız olunca cüzdanım,
karaktersiz diyorlar bana. Moralim bozuluyor vallahi.
Buraya gelirken yeni bir aşk bıraktım yazlıkta. Daha lisede, Sezen aksu
ya o kadar benziyor ki; fizik desen şahane. Ölçtüm hepsi yerinde.
Bakınca ona aklım uçuyor. Dersler yattı iki seksen. Aklımdan hiç
çıkmıyor, nasıl matematik çalışacağım? Sonra bir baktım ki ohohhoo
hatun koleksiyon yapmış benlerden. Zaten 19’unda çömez bir erkeğin
aşkından başka ne beklenir ki??? Tüm hayali çıplak bir beden. Eh be
Erman hala öğrenemedin. Kocaman adam oldun biraz zeki olsana. Aşk da
neymiş?
Yalnız kalıp da zırladığım zamanlar Aşk’a en aşık olduğum zamanlardır. Ama bana bir beden gerek, bağlanmak gerek.
İşe döndüm sonra, okul beklesin biraz. Sıkıldım orada çok. Realiteden
uzak anlattıkları. Artık kendim kazanıyorum, şahsiyet ile karakterimi.
O da ne; kapımda bir kuyruk şimdilerde... Hımmm!... Hangisi beni mutlu
eder acaba? Deniyorum devamlı, test ediyorum. İyi bir şeymiş bu para
denen şey yahu. Yanında bir de kariyer olunca, yemede yanında yat.
Kendimi buldum galiba. Hormonlarım haklı çıktı. Yaşasın testesteron!...
Zaman geçiyor test üstüne test. Bir türlü karar veremiyorum. Arsızlıktan mı bilemedim, buna bile karar vermedim.
Yeni bir ilişki test ediyorum bu aralar. Ama bu sefer ki bambaşka.
Yoksa hormonlarım mı başka. Tamam evleneceğim bu sefer,bu böyle gitmez.
Babam da evlen diyor evde baskı var;” Bir baltaya sap olamadın, bir
torunumuz bile yok...”, dırdır annem bir yandan. Evlenmeden olmaz mı
acaba? Bir yastıkta kocasaydık böyle. İmza atarsam strese girerim şimdi
ben.
Bir gece sarıldım sana ben. Eski sevgilinin adını fısıldadın kulağıma.
Hani o eski olan artık sevmediğin. Olur öyle dedi bana hormonlarım
yine. Yanlış söylemiştir dedi, görmezden gel. Haydi öyle olsun bakalım
bu sefer de, zaten ne zaman olmaz dedim ki?...
Yıllar geçti; bir gün bir ruh elleriyle yaşam enerjime dokundu. Artık
ben de kendi ruhuma dokunabildiğimi fark ettim. Ve sonra cesaretimi
topladım. Ne kadar çok uyumuşum meğer. Sen git artık dedim öteye.
Kulağıma fısıldadığın eskisi var ya, hani ara sıra eski günlerinizi yad
ettiğiniz gizlice. Ona koş sen. Artık benden sana hayır yok.
Büyük boşluk böyle bir şey olsa gerek. Ortada kalmak gibi bir şey bu.
Ama bu sefer ben istedim doğrusu. Tüm hormonlarım aklımdan geçiyor
sırayla. Neler oluyor bana böyle? Hormonlarıma bir şey mi oldu, orayada
mı yaşam enerjisi aktı yoksa? Bana ne ya! Ben eski hormonlarımı
isterim. Kafam karıştı benim.
Artık anladım ki geriye dönüşü yokmuş bu ruhsal dokunuşun. Değişim başladı.
Aylar geçti sağa baktım sola baktım. Sonra fark ettim ki biri var da
aslında kaçıyor benden. Dur ben bir peşinden gideyim şunun. Bu sefer de
kalbim çekiyor sanki. Nasıl oluyor bu anlamıyorum ki. Kalp çekmesi de
nedir?
Düşündüm düşündüm, Kadir abi gibi erkeklendim, dedim ki birdenbire,
seviyorum ulen. Evleneceğim bu sefer, ince ince yol yapıyorum
kıza,açılıyorum yavaş yavaş.Kız korkup kaçmaz mı birde üstüne?
Eyvaaaaahh!... Napıcam şimdi ben? Ağla ağla gözyaşım bitmedi.
Ağlamaktan sıkılamadım.
Bir abime danıştım. Durumu anlattım. Artık dedim kadınları sevmiyorum
galiba. Bana demez mi “gay mi olucan yoksa ?”. Yok yooook, töbe haşa,
olmuyacağım da; canım istemiyor artık kadınları, hayat uzak bana bu
ara. Bir de demez mi, profesyonellerle görüş o zaman. Galiba o
haklıydı. Yitirilmiş özgüven söz konusuysa görev yapılmalıydı. Konu
çözüldü özgüven kazanıldı.
Eeee şimdi ne olacak? Ben galiba artık korkuyorum bacım. Test mi
yapıyorum, yoksa yeniden aşkımı deniyorum bilmiyorum. Tek bildiğim
korktuğum. Hem yalnızım hem de korkak. Kendi mağaramda dinleniyorum
belki de. Hem denerken aşkı yeniden bacım, tekrar kalbim acır mı diye
de düşünüyorum. Çık artık diyorum kendime kalbinden. Saklanma oraya.
Ama bir yandan da soruyorum kendime, ben bu östrojen hormonunu iyice
anlamadan bir kereye daha dayanır mı hırpalanmış kalbim?
Bacım sonunda anladım galiba. Bu testereron hormonu kas gücünden başka
bir şey değilmiş. Çok çok kendimizi bize güçlü hissettiriyor; “ Erkeğim
Ben Erkek!...” dedirtiyor hepsi bu. Yağmursuz havada gök gürültüsü
gibi. Oysaki östrojen asıl hükümdarmış anladım. Durum böyle olunca
tabii östrojen abla testesteron abiye ne isterse yaptırıyor.
Testo’ lar harlasın gürlesin. Ancak ses yapıyor. Sabırlı östro yer mi bunları? Bilir bu işleri eskiden, seninkisi de laf…
Yok bacım yok; Östrojene başlayacağım ben.
Tek korkum var, o da şeytana uyarım diye…
Yoksa çoktan başlamıştım hani, kimse de tutamazdı beni…
20 Nisan 2009
Erman Keskin
bu yazının telif hakları Erman Keskin e aittir.
......
...
__________________ CHAIRO
|
| Yukarı Dön |
|
| |
phbnn güneş

Kıdemli
Kayıt Tarihi: 07-Aralık-2006 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 975
|
| Gönderen: 01-Eylül-2009 Saat 17:06 |
|
|
|
GÖZLER ... Suriye'nin kadın Devlet Bakanı Bouthaina'dan: Son zamanlarda duyduğum en doğru söz bu... "Kadınları türban değil, gözündeki ifade korur. " Alt tarafı bir çift organla bu kadar çok iş başarıldığı görülmemiştir. Yeryüzündeki bütün canlıların gözleri sadece, bakıp görmeye yaradığı halde kadın kısmı, neredeyse bir tek ortalığı süpüremez gözleriyle... Sever, sevişir, beğenir... Döver, küser, barışır... Nefret eder, hesap sorar, azarlar... Kovar, bağırır, çağırır, alay eder... Erkek de bir insanoğlu, o da yapar demeyin! Erkekler her durumda öyle bön bön bakarlar. Asla, ne demek istediklerini anlamazsınız. Gözlerini konuşturan sadece kadınlardır. Çocukluğunuzu düşünün... Annenizin bin türlü bakışı gelecektir aklınıza. Misafirler gitsin, ben sana gösteririm bakışı... Hadi artık odana git, yat bakışı... Ağzını şapırdatma! bakışı... Kıçım tutulsaydı da seni doğurmasaydım bakışı... Aynı babası bakışı... Babanızdan bir bakış var mı, aklınızda? Hiç zannetmiyorum olduğunu. Babayla göz göze bile gelinmez öyle zırt pırt. Şimdi de büyüklüğünüzü düşünün... Kaç kadın bir bakışın peşinden gitmiştir? Hiç.. Peki kaç erkek bir bakış uğruna odu ocağı terk etmiştir? Çookkkk...
(İLİMDEN İRFANA FACEBOOK GRUBU...)
__________________ BNN !
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 03-Kasım-2009 Saat 18:13 |
|
|
|
Unutmayın... Bir toz tabakası, altındaki ahşabı korur. 'Bir ev mobilyaların üzerine 'seni seviyorum' yazabildiğinde gerçek bir ev olur .' Yıllardır her hafta sonu, 'aman biri çıkıp geliverirse' diye en az sekiz saatimi her şeyin mükemmel görünmesine harcıyordum. En sonunda anladım ki, hiç kimsenin çıkıp geldiği filan yok; hepsi dışarıda hayatlarını yaşayıp eğleniyorlar !
ŞİMDİ, insanlar ziyarete geldiğinde, kendimi evimin durumunu izah etmek zorunda hissetmiyorum;
İnsanlar, benim daha çok dışarda hayatımı yaşarken ve eğlenirken ne yaptığımla ilgililer.
Bunu hala keşfedemediyseniz, lütfen tavsiyelerime kulak verin. Hayat kısa, tadını çıkarın ! Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın ....... ama onun yerine bir resim yapmak, bir mektup yazmak daha iyi değil mi, kurabiye ya da bir kek pişirmek, bir tohum ekmek toprağa, istemek ve gereksinim duymak arasındaki farkı keşfetmek ?
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın,
ama bilin ki çok zamanımız yok . . . . içilecek bir kahveyle, yüzülecek bir nehir, tırmanılacak bir dağ, dinlecenek bir müzik, okunacak bir kitap, dedikodu yapılacak arkadaşlar, sürdürülecek bir hayat .
Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın, ama bilin ki dünya gözlerinizi kamaştıracak güneşle dışarıda, saçlarınızın arasında gezecek rüzgarla, karla, sizi ıslatacak yağmurla...
Bu gün bir daha yaşanmayacak. Mecbur hissediyorsanız temizlik yapın ,
ama hep aklınızda bulunsun, yaşlılık bir gün gelecek ve bu çok da hoşunuza gitmeyecek . . . bir gün bu dünyadan gittiğinizde - ki hepimiz mecbur gideceğiz - geride daha çok toz bırakacağız ! Bunu hayatınızdaki kadınlarla paylaşın. Topladıklarınız değil,
nasıl bir yaşam yaşadığınıza dair dağıtabildiklerinizdir hayat...
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 26-Kasım-2009 Saat 11:19 |
|
|
|
Çoğu kadın ayaklarını yere sağlam basmak, özgürlüğünü elde etmek için Mücadele eder. Daha önce denediği yollar mutsuzlukla Bittiği için, artık kendinden başka dayanagi olmadıgını biliyordur. Melekler Mekanı - İçimizde Yaşayan Kadıncıklar! Bazıları ise, lafa gelince bağımsızlığına düşkündür. Evliliğe şiddetle karşı çıkar. Bir erkeğin baskısı altında veya birlikte yaşamak fikrini safra reddeder. Sebepsiz yere, sadece hava olsun diye, kendini olduðundan farklı göstermek için konuşan bu tarz hemcinslerime Gülümseyerek bakarım. Tüm dünyanın dengesini tutan bıraktı, onların eline geçse, acaba durum değişir mi diye düşünürüm.
Aslında biraz içimizi deşsek göreceğiz ki, hepimizde birden çok kadın yaşıyor. Dışarıya hangi yüzümüzü gösterdiğimizin bir önemi yok. Içimizde, belki kendimize bile itiraf edemediğimiz farklı kişilikler var. Çevremizde saygı görmek, üstümüze yapışıp kalmış etiketlerimize aykırı düşmemek için, kimi zaman gönlümüzden geçeni yapamıyoruz. Dışarıdan bakıldığında çok sert duran, egemen bir kadın, sevdiği adamın yanında bir geyşa olabilir. Üstelik bu durumdan son derece mutlu da olabilir. Herkesin çekindiği, keskin tavırları olan bu kadına aşık olmak nedense yakıştırılamaz. Sanki o aşk acısı Çekmez, ağlamaz, Sarhoş olup yollarda virane dolaşamazmış gibi gelir. Oysa aşk insana neler yaptırır, öyle değil mi?
Tam tersi örnekler de yakalamak mümkündür. Son derece mazbut, içine kapanık, sessiz, çok konuşmayan, etliye sütlüye karışmayan bir kadın; sevdiği erkeğin haksızlığa uğraması veya başına kötü bir olay gelmesi halinde, bir aslana dönüşebilir.
Hepimizin içinde birkaç kadın yaşıyor. Dışarıya gösterdiğiniz yüzünüz ile evdeki Haliniz bambaşka olabilir. Özünde Hepimiz öyle değil miyiz? Üstlendiğimiz kimliklere uygun davranışlarda bulunmuyor muyuz? Birçok sıfatımız var. Anne, evlat, eş, arkadaş, teyze, hala, hepsi biziz. Ancak arada ciddi farklar olabilir. Bir evlat olarak çok yumuşak, laf dinleyen, anasının kuzusu bir kimlik sergileyip, annelik görevine geçtiğimizde sert ve otoriter Olabiliriz. Eski Eşi tarafından dünyanın en kötü kadını ilan edilen biri, Dostları tarafından çok sevilip, sayılabilir. Bütün hepsi bizim içimizde var.
Bana sorarsanız, sadece sıfatlarımıza göre değil, karşımızdaki insana göre de değişik davranışlarda bulunuyoruz. Bu da doğal aslında, yaş geçiyor, tecrübe ediniliyor, acılar insanı değiştiriyor. Okuduklarımız, gördüklerimiz, yaşadıklarımız, hep üstümüze bir tuğla daha koymamızı sağlıyor. Çok kötü bir koca olduğu için boşanılmış bir Adam, birkaç yıl sonra başka bir kadın tarafından delicesine sevilebilir. O iki kadın Karşı Karşıya gelse, aynı adamdan bahsettiklerine inanamazsınız.
İçimizde farklı kişilikler yaşıyor. Reddetsek de, sevmesek de, değişiyoruz. Bu yüzden zamanında asla dediğimiz şeyler, zaman geçince olabilir hale geliyor. Bir kadının içinde çok kadın yaşar. Önemli olan, karşınıza çıkan insanın, ruhunuzda yaşayan kaç kadını ortaya çıkartabildiğidir. Herakleitos'un dediği gibi, Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir!
(Sevgili Kadir Ok'tan bir ileti )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
isis Yönetici

Organizatör Editör
Kayıt Tarihi: 23-Şubat-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 945
|
| Gönderen: 27-Kasım-2009 Saat 18:02 |
|
|
|
''Çoğu kadın ayaklarını yere sağlam basmak, özgürlüğünü elde etmek için
Mücadele eder. Daha önce denediği yollar mutsuzlukla Bittiği için,
artık kendinden başka dayanagi olmadıgını biliyordur.
Melekler Mekanı - İçimizde Yaşayan Kadıncıklar!
Bazıları ise, lafa gelince bağımsızlığına düşkündür. Evliliğe şiddetle
karşı çıkar. Bir erkeğin baskısı altında veya birlikte yaşamak fikrini
safra reddeder. Sebepsiz yere, sadece hava olsun diye, kendini
olduðundan farklı göstermek için konuşan bu tarz hemcinslerime
Gülümseyerek bakarım.''
Bu kadar erkek egemen bir dünyada bu düşünçeleri gerçekleştirmek istemek cesaret ister. Şahsen bende bunun farkına varamayanlara gülümseyerek bakıyorum:)))
__________________ Gerçekleþtirmek istediðimiz güzellikler yaþayacaklarımız olacaktır.
Þ. T
|
| Yukarı Dön |
|
| |
oretes güneş


Kayıt Tarihi: 27-Mayıs-2008 Gönderilenler: 171
|
| Gönderen: 05-Aralık-2009 Saat 22:11 |
|
|
|
|
Dünya nüfusuna göre her kıza 2 erkek düşüyormuş. Benim HAKKIMI kim yiyorsa Haram Zıkkım olsun...
|
|
|
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 06-Aralık-2009 Saat 13:43 |
|
|
|
İlahi sevgili oretes
Yahu, hak yemek deyince aklıma bişey geldi " hak verilmez ,alınır" diye bir söz vardır ya Oretescim , sen ne yap ne et hakkına sahip çık Kimsenin hakkı kimsede kalmasın.. inşallah 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
reikim45 güneş


Kayıt Tarihi: 18-Ocak-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 568
|
| Gönderen: 06-Aralık-2009 Saat 18:56 |
|
|
|
KADIN OLMAK….
Kadınlar ülkemizde ikinci sınıf vatandaş yerine konulup;mal gibi görülen .şüpheyle bakılan ve kapalı kapılar arkasına konulan bir varlık olarak görülmek istenmiştir.Nazım Hikmet bakın Ne güzel anlatmış kadının konumunu:
bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen.Demiş Üstad Nazım.Oysa ki kadın;ANADIR,eştir en önemlisi İNSANDIR.Yaşam ortak alanımızdır.erkeği ile kadını ile..Yaşamı güzelleştirmek yaşanılası bir mekan haline gitrebilmek,eşitce iki cinsin ortak çabası ile mümkündür.Ama şu bir gerçektir;kadın kendini savunamadığı sürece hangi toplum olursa olsun ezilmeye,dışlanmaya mahkum edilirler.Çünkü kadının en hassas olduğu nokta olan namusdan başlayarak çeşitli iftiralara maruz bırakılıp ya da bunlar başıma gelir düşüncesi ile korkup kendi kabuğuna çekilmesi an meselesi olur.Hele de güçsüz ve kırılgan bir yapıda ise…. Kadınları üzmek ve amacından uzaklaştırmak böylece başarılı olmuş olur.Oysa Özgür,saldırılara karşı sabırlı, öfkesini de sabırla aşmasını bilen ,ayaklarının üzerinde dimdik durmayı başarabilen KADINLARIMIZ her türlü engele rağmen başarılı olacaktır.
Aile toplumumuzda kutsal bir kurum olarak görülür.Bu kutsal kurumun genişlemesinde rol alan KADINDIR.Kadın doğurgandır,canından can katarak dünyaya yeni bir CAN getirir.Bu doğurganlık kadını biraz daha hassalaştırır. Kırılganlaştırır,ama tüm zorluklarda eşiyle beraberdir KADIN.Tarlada,bahçede, İşde,hastalıkta,sağlıkta…….kadın ozanlarımızdan Naciye Bacı şöyle der:
Bizi de halk eden Sübhan değil mi? Arslanın dişisi, arslan değil mi? alıntı
__________________ Bizlerde çocuktuk,bir şeyler örgendik,
Bildiklerimizle övündük,eglendik
Şu oldu,bu oldu da ne oldu sonra
Bir bulut gibi geldik,yel gibi geçtik.
Ö.Hayyam.
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 05-Ocak-2010 Saat 14:49 |
|
|
|
Bir kadının en güzel yeri neresidir !!! Henüz kırılmamışsa kalbidir. Kırılmışsa, ıslak bakan gözleri.. Artık ağlayamıyorsa, dudağının kenarına yerleşmiş hüznü. Hüznü bile hissetmiyorsa artık, buz tutmuş parmakları. Isınmıyorsa, konuşmuyorsa ve artık hiç gülmüyorsa.. Anılarda kalmış çocukluğudur. Ama muhakkak tatlı bir yeri vardır kadının. Yeter ki O’na, severek bakan bir çift göz olsun üstünde.. Kadın, sevenine gösterir, severek gösterir sakladığı tadı...
( Bunu yazanın bir erkek olması ilginç bir his )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
isis Yönetici

Organizatör Editör
Kayıt Tarihi: 23-Şubat-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 945
|
| Gönderen: 06-Ocak-2010 Saat 00:25 |
|
|
|
Evet çok ilginç. Böyle bir soruyu bir erkeğe sormuş olsak, vereceği cevap asla böyle bir cevap olmaz. Sanırım bunu yazan erkek venüsten gelmiş
__________________ Gerçekleþtirmek istediðimiz güzellikler yaþayacaklarımız olacaktır.
Þ. T
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 12-Şubat-2010 Saat 16:09 |
|
|
|
|
GOZLER Suriye'nin kadın Devlet Bakanı Bouthaina'dan: Son zamanlarda duyduğum en doğru söz bu...
"Kadınları türban değil, gözündeki ifade korur. "
Alt tarafı bir çift organla bu kadar çok iş başarıldığı görülmemiştir. Yeryüzündeki bütün canlıların gözleri sadece, bakıp görmeye yaradığı halde kadın kısmı, neredeyse bir tek ortalığı süpüremez gözleriyle... Sever, sevişir, beğenir... Döver, küser, barışır... Nefret eder, hesap sorar, azarlar... Kovar, bağırır, çağırır, alay eder... Erkek de bir insanoğlu, o da yapar demeyin! Erkekler her durumda öyle bön bön bakarlar. Asla, ne demek istediklerini anlamazsınız. Gözlerini konuşturan sadece kadınlardır. Çocukluğunuzu düşünün... Annenizin bin türlü bakışı gelecektir aklınıza. Misafirler gitsin, ben sana gösteririm bakışı... Hadi artık odana git, yat bakışı... Ağzını şapırdatma! bakışı... Kıçım tutulsaydı da seni doğurmasaydım bakışı... Aynı babası bakışı... Babanızdan bir bakış var mı, aklınızda? Hiç zannetmiyorum olduğunu. Babayla göz göze bile gelinmez öyle zırt pırt. Şimdi de büyüklüğünüzü düşünün... Kaç kadın bir bakışın peşinden gitmiştir? Hiç.. Peki kaç erkek bir bakış uğruna odu ocağı terk etmiştir? Çookk.. |
(teşekkürler sevgili Kadir )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 07-Mart-2010 Saat 18:40 |
|
|
|
|
8 Mart Kadınlar günü
Biz KADINLARI hiç sevmedik! Saçlarını sevdik hele birde sarışınsa daha çok sevdik... Ağızlarını sevdik hele birde şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik... Göğüslerini sevdik... Bacaklarını sevdik hele birde sütun gibiyse bayıldık... Kalçalarını sevdik... Gerçekten güzel vücutlu ve "çıtırsa" daha çok sevdik...
Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep "baktık"... Her yerlerine iyice ve dikkatle! Baktık... Pekiyi görememiş olacağız ki bir daha baktık... Bir daha ve bir daha...
Kadınların her yerlerine baktık ama GÖZLERİNE ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok GEÇ olmuştu... Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk... Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu..
Eh yozlaşan toplum ve geç gelen adalet olunca da 13–14 yaşındaki ÇOCUKLARA bile dokunmaya başladık! SAPIK damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü SAPIK diye haykıran ne kadar azdı! Kimimiz "araştırmacı" oldu icraata geçemedi! Onlar CD ve DVD ler ile idare etti! Hatta SAPIKLARA tepki bile gösterdi...
Ya onlar ne yaptı? Gerçek dünyada namuslu olanlar sanal dünyada bu çocukları aradı... Aradı. .ve hep buldu!
Kadınlara "dokunmada" dünya sıralamasında üst yerlere geldik...2009 itibariyle rakamlar oldukça "umut verici". % 40 ını SÜREKLİ DÖVDÜK... %45 ine DUYGUSAL ŞİDDET uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme)... %16 sına ZORLA SAHİP OLDUK... ve olmaya devam ediyoruz... Tüm bunlara maruz kalan HER 3 kadından biri İNTİHARA kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık...(bize ne değil mi? Fener ya da Cim Bom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık) % 9 una daha MASUM BİRER ÇOCUKKEN bile dokunduk...
Ama hep SUSTULAR... çünkü konuşsalar kimse inanmazdı..." kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu AMCAN ya da KOMŞUN" bu da sana DERS olsun... ama bu DERS o kadar acıdır ki biz ERKEKLER bilemeyiz... Bizlere sorduklarında %25 imiz "bazı durumlarda KADIN DÖVÜLÜR" demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik... İSLAMİ ÖĞRETİ yalanları ile KADINLARI ve KIZLARI bizlerin KÖLESİ yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı... Artık kadınlar o bildiğiniz kadınlar değil! % 51 i erkekler ile tartışmayı bile "saygısızlık" sanıyor artık...%36 sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış... ya da inanmak zorunda kalmış...% 52 si "erkek kadından sorumludur" diyecek kadar kadınlığını unutmuş... ya da unutturulmuş. ..% 49 u "erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz" diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş...
Kabul edelim biz kadınları KULLANMAYI çok sevdik...evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde...Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep...Onlardan VİTRİN yaptık...İMAJ yaptık...başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız....Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep KADINLARDI.. koşturan ve çabalayan hep KADINLARDI.. .Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp KARANFİLLER attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık....ama "ANANI DA AL GİT" demek bize daha çok yakıştı! "Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük... ama ANALARI hep ayaklarımız altında ÇİĞNEDİK... EZDİK. ..TEPİKLEDİK...14 şubat sevgililer günü ya da Anneler Gününde bir kaç saat ara verdik! Ama sonra yine ezmeye devam ettik... İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile BAYAN ELEMAN ARANIYOR ilanı vermeyi çok sevdik...2009 Türkiyesinde KADIN olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz...
Çünkü artık KONUŞMUYORLAR. ...KONUŞAMIYORLAR...
KONUŞTURULMUYORLAR... islam dinini sömüren ve kullanan KARANLIK ZİHNİYET kendi kadınlarını yetiştiriyor. ..susan,itaat eden ve kaybolmuş kadınlar...kızlar. ..hatta çocuklar..Arada VİZYON ya da İMAJ için ortaya "sürülen" kadınlara bakmayın siz..onlarda biliyor "kullanıldıklarını" ama artık düzen kurulmuş...
Bu ülkenin kurucusu ATATÜRK 1930 lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği HAKLARI verdiğinde umutlanmıştık. .Çünkü o ATATÜRKTÜ... Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmadı... İhanet etmedi... Ama BİZ ihanet ettik! Türkiye Nereye Gidiyor? Diye soruyor herkes birbirine...
Cevap ne kadarda açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle KARANLIĞA gidiyor... Hatta KOŞUYOR... Çünkü YARATILMIŞLARIN YARISI olan KADIN YOK OLUYOR! Benim anam, bacım, sevgilim, kızım YOK OLUYOR.
Kadını YOK OLAN ülkenin gideceği yol bellidir...KARANLIK ve ONURSUZ bir gelecek....Bu işi PLANLI yürütenler İSLAMİ motifler ya da örnekler ile KADININ İKİNCİ SINIF KONUMA gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. ..Bu işe KURANI KERİMİ ortak koşmaları ne acı...mesela miras hukuku...erkek çocuğa 2 pay..kız çocuğa 1 pay...ya da kadının erkeğe İTAAT etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler...belli ki burada büyük bir istismar var...Çünkü tüm alemi yaratan ALLAHIN kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz...Kuran'ı kendi amaçları için yorumlayanlar KADINI ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir ama Biz hiç sevmedik...Şunu o kalın kafanıza sokun....
KADIN=ERKEK. ... ERKEK=KADIN dır... Bazı konularda kadın bazı konularda erkek ÜSTÜN olabilir... Ama tüm bu zayıf ve üstün yönleri bir arada düşündüğünüzde tek bir gerçek var; KADIN=ERKEK. ... ERKEK=KADIN. ... Bu GERÇEĞİ kabul etmemek bize her zaman kaybettirecek ve kaybettiriyor. .
8 MART KADINLAR GÜNÜYMÜŞ ! KADINI olmayan ülkenin kadınlar günü olmaz... Kutlanmaz. Burada yazılanlar size ters geldi ise vah benim ülkeme... Çünkü "sizler" sayesinde sonumuz gelecek. KADIN benim diğer yarım ve benim diğer yarımdan vaz geçmeye niyetim yok... Türkiye Ne zaman kurtulur?
Ülkenin üniter, ulus ve LAİK devlet yapısına inanan ve SAHİP çıkan 550 milletvekilinin YARISI ÇAĞDAŞ TÜRK kadını olduğu zaman bu ülke KURTULUR. Yani 550 vekilin yarısının KADIN olmasını isteyen MİLLİ İRADE.. seçmen. .oy kullanan.. sen ve ben. Buna karşı çıkanlar o KALIN KAFALARINA soksunlar bu gerçeği. Türk Kadını benim diğer yarımdır ve ben TAM olmak istiyorum... Çünkü onlara İHANET EDEMEM... Tüm bunlara yürekten inanmıyorsanız lütfen "sözde" sevdiğim kadın dediğiniz kadına "SENİ SEVİYORUM" demeyin...
Çünkü çok komik ve acınası oluyorsunuz. ... LÜTFEN artık kadınların GÖZLERİNE ve BEYİNLERİNE bakmaya başlayın... Türk Kadını ve erkeğinin daha aydınlık günlerde yaşaması dileklerim ile arz ederim.
Dr. Eray AYBAR |
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 27-Temmuz-2010 Saat 10:18 |
|
|
|
82 yaşındaki Betûl Mardin'den kadınlara öğütler...
1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.
2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.
3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.
4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)
5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.
6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!
7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç üşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.
8. Olumlu olacaksın.
9. Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.
10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin!! !
(Sevgili Nermin Hanım'dan )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
PURPLEROSE Yönetici

Forum Admin
Kayıt Tarihi: 17-Ekim-2007 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 54
|
| Gönderen: 02-Ağustos-2010 Saat 11:50 |
|
|
|
ÇOK İYİ idi teşekkürler Nur.... Çok beğendim....
Bunlarda benden;
# An archaeologist is the best husband a woman can have: the older she gets, the more interested he is in her. -- Agatha Christie
Bir arkeolog, bir kadının sahip olabileceği en iyi kocadır; karısı yaşlandıkça ona duyduğu ilgi de o ölçüde artar... (Hadi yine iyisiniz, arkelologlar...)
# Women are never stronger than when they arm themselves with their weaknesses. -- Marie Anne Du Deffand (Fransız entellektüel, 1697-1780)
Kadınların en güçlü olduğu zaman, kendilerini zaaflarıyla silahlandırdıkları zamandır.
__________________ CHAIRO
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 03-Ağustos-2010 Saat 21:40 |
|
|
|
Kendilerine aşık kadınlar!
Kadınlar kendilerini iyi hissettiren erkeklere aşık olurlar. Kadınlar kendilerini değerli hissettiren erkeklere aşık olurlar. Kadınlar kendilerini kırılacakmış gibi kollayan erkeklere aşık olurlar. Kadınlar kendilerini güçsüz hissettiren erkeklere aşık olurlar. Kadınlar kendilerini bir yarışın içine sokan erkeklere aşık olurlar. Kadınlar kendilerini aşık olunası olduklarını hissettiren erkeklere aşık olurlar.
( bir mailden )
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 11-Ağustos-2010 Saat 22:07 |
|
|
|
Baştan çıkaran cilveli kadının 10 özelliği Cilveli ama şımarık değil... İşte tam da bu ölçüyü tutturabilen kadınlar erkeklerin vazgeçilmezi oluyorlar. Bakın cilveli kadının 10 özelliği neymiş?
1. Öncelikle kendine sahip çıkar. Hayatını dürüstçe kazanır, onurludur, elini açıp beklemez...
2. Erkeği kovalamaz. Ayın, güneşin ya da yıldızların sadece erkeğin etrafında dönmediğini iyi bilir. Cilveli kadın erkeğin peşinden ümitsizce koşmaz ya da onu sürekli kontrol etmez. Kısacası dünyasının merkezi yalnızca ilgilendiği erkek değildir.
3. Gizemlidir... Dürüsttür fakat her şeyini bir anda ifşa etmez. Elindeki kartları ise yüksek sesle açmamayı tercih eder.
4. Erkeği kimi zaman merak içinde bırakması gerektiğini iyi bilir. Onunla her gece buluşamaz çünkü yapması gereken başka işleri de vardır. Cep telefonuna uzun mesajlar atarak sanal bir sevgiliye dönüşmeyi de tercih etmez. Erkek, onu sevgiyle özlemelidir.
5. Yanlış anlaşılmalara asla izin vermez, ancak kırgın olduğunda da kendisiyle iletişim kurulmasını engeller. Kafasını toparladığında ise az ve öz bir şekilde, kırgın olduğu konudan açık yüreklilikle söz eder.
6. Zamanın kontrolünü elinde tutar. Hayatındaki erkek ile arasındaki ritmin denetimi sadece onun elindedir. Ancak bunu karşısındakine asla belli etmez.
7. Espri anlayışını sürekli geliştirir. Sahip olduğu mizah anlayışı ile hayatındaki erkeği gülümsetmeyi başarır.
8. Kendine değer verir. İltifat edildiğinde gülümseyerek teşekkür eder. Hayatındaki erkeğin eski ilişkilerini sorgulamaz ve kendini başka kadınlarla kıyaslamaz.
9. Hayatındaki erkekten öte tutkuları da vardır. Hobileri, arkadaşları, işi ya da ailesi de onun için yaşadığı aşk kadar önemlidir. Ancak hiçbiri bir diğerinin önüne geçmeyecek kadar iyi dengelenmiştir. Hayatındaki erkek o an için yanında bulunmadığında ya da ona zaman ayıramayacak kadar yoğun olduğunda bu duruma içerlemez, çünkü kendini oyalayacak başka meşguliyetleri de vardır.
10. Bedenine özenle yaklaşır. Görünüşünü ve sağlığını önemser. Kendine olan saygısının fiziksel görünümüne de yansıması gerektiğine inanır.
Kaynak: Marie Claire
Cilveliden çok akıllı bir kadının özelliklerini mi saymış nedir .. 
|
| Yukarı Dön |
|
| |
adilenur Yönetici

Editör
Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008 Gönderilenler: 1158
|
| Gönderen: 31-Ağustos-2010 Saat 15:22 |
|
|
|
Elime bir yazı geçti. Paylaşmadan edemedim 
KADINCA DÜŞÜNCELER..
SENİNLE BİR ÇAYDANLIK GİBİYİZ; BEN ÜST KISMIYIM, SEN ALT KISMI, BÜYÜKSÜNYA! ARAMIZDA ŞÖYLE BİR FARK VAR; BEN SENSİZ DEMLENİRİM AMA SEN BENSİZ ANCAK SU KAYNATIRSIN :)))
HER PAMUK ŞEKER YEDİĞİMDE AYNANIN KARŞISINA GEÇİP DİLİMİN PESPEMBE OLMASINI SEYREDİYORUM BÜYÜK BİR HAZLA SONRA SEN GELİYORSUN AKLIMA; ACABA SENİN DİLİN NE RENK OLUYORDU? BENİM ÖMRÜMÜ YEDİKTEN SONRA...
ERKEK ŞÖYLE DÜŞÜNÜR; "İSTERSE BAŞKASINI SEVSİN, YETER Kİ SEVİŞMESİN" KADINDA CÜMLE TERSİNE DÖNER; "İSTERSE BAŞKASIYLA SEVİŞSİN, YETER Kİ SEVMESİN" ÇÜNKÜ KADINA GÖRE VÜCUDUN MERKEZİ YÜREK, ERKEĞE GÖRE ETEK... ERKEK ETEĞİ PAYLAŞAMAZ, KADIN YÜREĞİ...
KADINLAR VE SİLAHLAR ARASINDAKİ FARK NEDİR BİLİRMİSİNİZ? KADINLARA ASLA SUSTURUCU TAKAMAZSINIZ :)))
HER RENGİN BİR KİŞİLİĞİ VARDIR, HER KİŞİLİĞİNDE BİR RENGİ. BEN SENİN RENGİNİ BULDUM; "KAHPERENGİ" :)))
BUGÜN YEDİGİM SALATADA BİLE AKLIMA GELDİN, BİR HIYARIN EKSİKLİĞİ BU KADARMI BELLİ OLUR :)))
BAZEN DUR DEMEK YETMEZ GİDENİN ARDINDAN, GİDEN MECBURSA GİTMEYE VE BEN MECBURSAM KALMAYA HİÇ BİR SÖZ YETMEZ GİDENİ DURDURMAYA, GİTMESİNİ İSTEMEDEN GÖNDERDİKLERİN VE GEL DESENDE GETİREMEDİKLERİN OLMADAN MECBUR KALIRSIN YAŞAMAYA, HAYATIN KURALIDIR AMA HERŞEYE RAĞMEN SEVEN BIRAKMAYANDIR...
KADININ KALBİ MEZAR GİBİDİR GİREN ÇIKAMAZ, ERKEĞİNKİ İSE BAKKAL GİBİDİR GİREN ÇIKAN BELLİ OLMAZ :)))
ÖNCEDEN TEK YASTIKTA KOCAMAK DİYE BİR ŞEY VARDI, ŞİMDİ İSE ÇOK YASTIKTA KAÇAMAK DİYE BİR ŞEY VAR :)))
Aşk sınır tanımaz. Aşk kıskanç olamaz, çünkü aşk sahiplenmez. Sevdiğin için bir insanı sahiplendiğin fikri çok çirkin. Birisine sahipsin, bu demektir ki onu öldürdün ve bir ticari mala dönüştürdün. Sadece eşyalara sahip olunur. Aşk özgürlük verir. AŞK ÖZGÜRLÜKTÜR

|
| Yukarı Dön |
|
| |
serdarsarper neptün


Kayıt Tarihi: 10-Ağustos-2009 Ülke: Türkiye Gönderilenler: 54
|
| Gönderen: 31-Ağustos-2010 Saat 18:55 |
|
|
|
Dünyadaki en güzel kutupluluk; kadın ve erkek kutupluluğu.
__________________ YAŞAM BİR SEVDADIR...
|
| Yukarı Dön |
|
| |
|
|